.:::[kişisel zaman geçirgeci]:::.




31 05 2005

True Horror...

Discovery Channel'de neler varmis öyle de haberimiz yokmus.Arkadas bahsetti "true horror" isimli bi belgesel dizisinden.Discovery Channel'da yayinlaniyormus.Ona da izleyen bir arkadasi anlatmis,kendi izlememis ama izlemis kadar korkarak anlatti beni de tirstirdi.Bünye de merakli böyle seylere hemen arastirayim edeyim derken E-Mule adli programdan bir sürü bölümünü buldum.Antony Head isimli abimiz seytan,büyücü,kurtadam,zombi,vampir meselelerine el atiyomus programin her bölümünde.Tabi oldugu yerden degil.Bizzat Voodoo büyücülerinin,olayi yasayanlarin falan direk ayaklarina giderek...Görüntüler falan oldukça korkutucuymus.Sahsen korku filmlerinden gülerek çikan bi tip olaraktan olaya merak saldim korkacam artik yeter ya diyerekten.Dur bakalim iniyo bi kaç bölümü...izleyecem...ses etmeyin.

E-Mule linkleri...
True Horror
Witches
True Horror Zombies
True Horror
Demons
True Horror
Vampires
True Horror
Werewolves

(E-Mule ney olm demeyin gidin indirin
burdan....filmossuuun,klibossuunn,müzükossuun bulamayacaginiz bisey yok.Ayarlari zor biras yalniz.ha onu da anlatırıs bilahare...isteyenoluusa.)

26 05 2005

Singing Frog...

Elimde az kullanılmış bi singing frog var.çok temiz.



hELLO my bABY..hELLO my hONEY... (sağ tıkırdat...seyvez yap)

La la la la la la la la la... (sağ tıkırdat...seyvez yap)

İçimdeki...

Güneşli sabahlarımız vardı bizim,güzel zamanlarımız.Yüzümüze asfaltın o yakıcı sıcaklığı vururken ağzımızda eriyen gofretleri yerdik, pembeleşmiş yüzümüzle daha bir çocuktuk.Yara bere içinde dizlerimiz koşarken ceplerimiz çağla, erik dolu çok fazla düşünmezdik hayatı, hatta hiç...Büyük fikirlerimiz yoktu, küçük misketlerimiz vardı,onları çarpıştırırdık...Ekmek arası domates-peynir tadındaydı günler...özensiz, sade, ama bir o kadar da güzel.Bacaklarımızda derman kalmayana kadar debelenirken sokakta ne üstümüzdeki t-shirtün markası ne de pantolunumuzun yırtık kıçı önemliydi.tozluyduk, pistik bir de...yediğimiz şeyleri bilebilirdiniz üstümüzdeki lekelerden,ayaklı mönü gibiydik.

son paramızı bir sürü abur cubura yatırıp bundan büyük bir haz duyar, yiyiverince o kadar şekeri çikolatayı sokağın ta sonundan duyulan akşam yemeğine çağıran anne sesine fazla aç olmadan koşardık...oyundan başka bir derdimiz yoktu.ne koca kitaplarımız arasında kayboldugumuz, ne kabarık cüzdanımız kredi kartlarıyla bok püsürle dolu, ne imzamız vardı kimbilir şimdi hangi kağıtlar üzerinde nerelerde olduğu meçhul kaç tane attığımızı bile hatırlamadığımız...Ufak olmanın, yere yakın olmanın tadını çıkarır, karıncalarla börtü ile böcekle haşır neşir olurduk, saatlerce izlerdik onları...Bir meraktı işte , şimdi nasıl oldugunu tahayyül bile edemedigim bir heyecan.Keşke her şeye karşı ,her zaman daim olan bir şey olsaydı dediğim bir heyecan ve merak.Ne yeni aldıgınız cep telefonunda, ne yıkattıgınız arabanızda, ne evinizdeki tonlarca cd'de bulamayacagınız, hissedemeyeceginiz bir şey...

şimdi ağlamalar ağlamak degil, gülmeler gülmek değil.hissediyorum...hissettikçe bunu kendimden kaçıyorum.belki rastlarım diye içimdekine bir gün...

Soy Un Perdedor...

soy un perdedor ...así que por qué hace no usted me mata

ne güzel söylemiş beck kardeşimiz.

23 05 2005

Bu sabahların bir anlamı olmalı...

Nefes alip verir gibi vokal...Bi acaip ses..Sanki koşmuş koşmuş sonra almış eline mikrofonu şarkı söylemiş nefes nefese...Önce sevmemistim.simdi yavas yavas alistim...güzel...
Vega - Bu sabahlarin bir anlamı olmalı
Dinleyiniz , dinletiniz(zorla).


yastığına senin sarılıp kokunla uyumuşum
üstüm açık kalmış, üşürken sabah olmuş
"uyan" dedi bir ses, "uyan,o burada"
uyandım, aradım, bulamadım
suçum neydi?
neden böyle oldu?
bu sabah bir umut var içimde,
nasıl olsa geri gelirsin diye
her şey yerli yerinde yine
bu sabahların bir anlamı olmalı...

20 05 2005

Similar Artists ya da Related Musicians sorunsalı üzerine...

hafif.org'ta bi ara yazdıgım bloglardan biri...faideli olacağını düşündüm sıkılmış bünyelere.

bir şarkı dinlediğimizde eğer seversek o şarkıyı söyleyen ismin/grubun diğer şarkılarını da dinleme gibi bir istek duyarız genelde.Bu istek bir süre sonra tüm neşriyatını topladığım o ismin/grubun benzerlerini keşfetmek gibi çok keyif aldığım bir sürece dönüşüyor bende.Keşfettikçe daha bir keyif alıyorum.Bunun adına tüketmek demiyorum.Çünkü bakıyorum da listemdeki şarkılara; seneler önce dinlemekten zevk aldığım şeyleri hala dinliyorum.Keşfetme telaşı bir taraftan nice cd'ye ve hardisk alanına malolurken,dinlerken aldığım keyif bu maliyeti katlıyor.


Benzer isimleri ararken bu işin temeline inip "sitelerden hangisi daha iyi,hangisi daha başarılı" diyerek araştırmaya koyuldum...işte sonuçlar ve benim yorumlarım:

www.musicplasma.com >>> Bu siteyi yeni keşfettim ve kesinlikle bir harika bu konuda.Umarım bu site hiç kapanmaz falan da hep yararlanırız.Çok eğlenceli ve sürekli kalınası bir yapısı var.Ayrıca çıkardığı sonuçlar da çok makul,doğru ve yeterli bence.

www.allmusic.com >>> Allmusic.com benim şimdiye kadar gördüğüm gerçekten en geniş kaynaklardan biri.Site biraz fazla amerikanize gözükse de,yani amerika kökenli müzik,tür ve gruplara yer veriyor gibi görünse de bunu aşmaya da çalışmış.


yazının devamı için tıklayın...

19 05 2005

Bring Your Own Bombs

System of a down'in Bring your own bombs sarkisina takmis durumdayim.Hemen tiklayin indirin siz de.

aha da sozleri de burda...
Why don't presidents fight the war?
Why do they always send the poor?
La la la la la la la la la la...

18 05 2005

Kaç zaman ki

yorulmus gibi tarihi geçmis asklardan
burnumda yosun kokusu
kendimi vuracagim sahillerine
dalgalar misali
kanayan yaralarimi sarmani bekleyecegim
bir ömür boyu
sesim titrek,sesim korkmus
sesim nefesim olmus
her verisimde
fisildar gibi adini geceye
ve yalnizlik mi uzak yoksa mutluluk mu derken
daha dur daha erken
diye düsünüp te gülümsüyorken geleceksin sanki
düsüncenle daldigim uykularım kaç zaman ki
bölünür de terler içinde uyandigimi görürüm
bir yudum su getircekmissin gibi olur
ölürüm.

17 05 2005

Deneme deneme bir kii..

MP3 listem

Bir gün bi şey olacak diye nası tırsıyorum nası...Yedeklemedik te bu kadar şeyi.

Aşktan deli divane olurken farketmeden emrah olmak...

Aşık oldum ben...Heralde galiba sanırsam...Dün şöyle bi şey çıktı elimde kağıt kalem uğraşırken...

Bu yukarıdaki resmi çizdim...karşımda ayna duruyordu,aynaya bi baktım suratımda şöyle

bi ifade var...ben de kaptırıverdim kendimi söylemeye başladım.


yıllar yılı dert yolunda
ne ilk ne de sonuncuyum
kahrediyor hayat beni
ben acılar çocuğuyum ....



Kızkaçıran

Gözlerin bal rengi iki misket
bana neden kızgınsın?
binlerce arının konup göçtüğü
gözlerin huzursuz
acı....
mevsiminde ölmeli arılar,
gözlerin,
zamanında görmeli ölümü...
neden ölüyorsun?
sen minik bi kargasın annem aldı seni
o kedinin ağzından.
hatta toplandık kovduk kedileri mahallemizden.
sen,
uçmayı bilmeyen minik bi kargaydın
öldün.
bilsem koyarmıydım seni o kafese...
gözlerin kehribar rengi iki misket
öyle de iyi bilirim ki misket oynamayı
bu sefer ütüldüm.............................

Perde Duvar...

Ve sessizlik konuştu
kara taşlar ormanında
fidanlar sessizce boy boydu
seç seçebildiğini diye
bağırıyordu bir kel
parlıyordu kafası

terlemiş bir kız geldi yanıma
çilleri rengarenkti
boy boy fidanlar
gözüme takılıyordu
anasına küfrettiğim bir arkadaşım
bana kalem verdi
yazdım bunları sessizce.

değişiktir her bir insan.
alınyazıları boyunca gülerler
çarpık dişlerle
mavi denize dokunup da
elindeki ıslaklıktan ve tuzdan
anlayanı pek azdır
orospu balıkları

oturup bir tabak martı yerler
çoraplarını sıyırırlar
ayaklarından
ölümdür kustukları.

Ümitsiz

sen odanda
siyah saçların birbirine dolanmış
oturuyorsun.

sana değil yazdıklarım.
köşede sızmış şu yaşlı şarapçıya
oturdum herifin ters dönmüş yağ tenekesine
incecik ellerini anlatıyorum
yağmurda yıkanan.

sahip oldukça kaybetmek için
herşeyimi
akan yağmur gibi sokak kenarlarından
içinde senin bulunduğun şu gizli yumruk
diğer elimdeki gözyaşı tuzuyla
birleşecek

ve kazandıkça gökyüzünün sınavlarını
ılık şarap bardağına düşen bir sinek gibi
içinde senin bulunduğun şu kötü kalp
daha hızlı atacak ölümden uzak

sana değil yazdıklarım.
penceremin buğulu camına yazıyorum
annem yarın siler camlar kirlenmiş diye
sokaklara işeyerek yazarım ben de gece.
sen odanda
siyah saçların birbirine dolanmış
oturuyorsun,
biliyorum.

Bu siteye koyduum kaçıncı kantır bilmiyorum ama ben koyyom o bozuluyo,ben koyyom o bozuluyo hadi bakalım nereye kadar gidecek bu inatlaşma bilmiyorum.Ne alengirli işmiş bu yav