.:::[alone]:::.
"Hiçbirşey için ' benimdir ' deme. Sadece de ki: yanımdadır. 'çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, hattâ ne de keder senin, daima senin kalamaz..."
29.04.2010
26.04.2010
Üç Heceli Bi' Sarhoş Grameridir Perihan!
Hani; her gün sabahına uyananların dışında kimsenin sikine sallamadığı kasabalar vardır, girişinde koca tabelalarla "kasabamıza hoş geldiniz" yazan... Sen saatte 100 km hızla A şehrinden B şehrine giden bi' araçla içinden geçerken; bir dakika bile dolmadan hem hoş gelmiş hem de hoş gitmiş olursun. Çünkü 1 km önce sana "hoş geldin" deme ihtiyacı duyan dangalak, çıkışa da "hoşçakalın" yazdırmıştır sırıtarak.
İşte bizim hayat diye kodladığımız zavallılık da böyle bi' şeydir Perihan. Sen "tamam bu sefer buldum" dediğin anda, o çoktan çıkıp gitmiş olur arka kapıdan.
Ha, unutmadan;
Tabakla ağzım arasındaki yolda bir gıdım tarator daima gökyüzüne damlıyor, o yüzden gökyüzünde çürümüş yoğurt lekeleri var Perihan, o yüzden gökyüzünde kolumun çarpıp devirdiği kadehlerden kalma ağır bi' anason kokusu. Ve bu kokuşmuş göğün altında; '...tombul bir dulun bira kokulu ağzı ensemde soluklanırken; yaban kedisi kürkünün içinde; soluk yüzü, siyah saçı ve uzunca burnu ile bir Kürk Mantolu Madonnayla hiç göz göze gelemeyeceğim ben...' İşte sırf bu yüzden sen keman çalmayı bilmiyorsun, hiçbir yağmur da ıslatamıyor o biçimini bilmediğim saçlarını ve ben de arındıkça kirletmek istiyorum bu cinayet mahalinden hallice dünyayı...
Bir de Perihan; ölmek iki ihtimalin orta yerinde bilinçsizce kalakalmaktır belki de, belki de bir düşevren, istek ve olmayışlıkla kurulu bir eşitsizlikte... Halının üstünde bir parça alüminyum folyo ve iğnesi çoktan pas tutmuş bir şırınga gözüne iliştiğinde;
Bingo! Hayat denen ibne karşındadır artık, hem de o kıllı, kocaman götüyle.
O an, "nihayet bitti" dersin Perihan.
Ve/fakat
"nihayet bitti" dediğin anda aniden kendini yenileyen bu hüsran,
tutup kaldırırmış gibi yerden hiçliğini, bi' zırıltı ya da hiç gidilmemiş bir yerin kadraja güzel sığmış resimleri gibi koca bi' talan başlatır belleğinde.
(ve) Üşümüş ellerini alıp titreyen ellerinin içine, yeni bir gidişe hazırlar seni, o "nihayet bitti" denilecek anlar hiç tükenmesin diye...
İşte böyle Perihan, herkesin Mariası kendine Pudermiş anladım. Ve tamam itiraf ediyorum; ben ne zaman rakının bokunu çıkarsam önüme gelene Perihan diye sarılıyorum, ama Allah belâmı versin ki Perihan kimdir, necidir inan hiç bilmiyorum. Bir de ben nasıl böyle eşiğe sıçıp kaçan kediden bile bi' hüzün çıkaracak manyak oldum, bir türlü anlamıyorum.
Son olarak; Pavase iyi demiş Perihan;
sırf siktiri çekip gidebilmenin tadına varmak için de olsa "herkesin bir evi olmalıdır" ve güneş göğün sahnesinden çekilip gidince her gece, yağmur yağmalıdır şehirlere; sırf herkes boşaltıp sokakları evinde geberebilsin diye,
yağmur yağmalıdır bizim gibi çulsuzların üzerine...
İşte bizim hayat diye kodladığımız zavallılık da böyle bi' şeydir Perihan. Sen "tamam bu sefer buldum" dediğin anda, o çoktan çıkıp gitmiş olur arka kapıdan.
Ha, unutmadan;
Tabakla ağzım arasındaki yolda bir gıdım tarator daima gökyüzüne damlıyor, o yüzden gökyüzünde çürümüş yoğurt lekeleri var Perihan, o yüzden gökyüzünde kolumun çarpıp devirdiği kadehlerden kalma ağır bi' anason kokusu. Ve bu kokuşmuş göğün altında; '...tombul bir dulun bira kokulu ağzı ensemde soluklanırken; yaban kedisi kürkünün içinde; soluk yüzü, siyah saçı ve uzunca burnu ile bir Kürk Mantolu Madonnayla hiç göz göze gelemeyeceğim ben...' İşte sırf bu yüzden sen keman çalmayı bilmiyorsun, hiçbir yağmur da ıslatamıyor o biçimini bilmediğim saçlarını ve ben de arındıkça kirletmek istiyorum bu cinayet mahalinden hallice dünyayı...
Bir de Perihan; ölmek iki ihtimalin orta yerinde bilinçsizce kalakalmaktır belki de, belki de bir düşevren, istek ve olmayışlıkla kurulu bir eşitsizlikte... Halının üstünde bir parça alüminyum folyo ve iğnesi çoktan pas tutmuş bir şırınga gözüne iliştiğinde;
Bingo! Hayat denen ibne karşındadır artık, hem de o kıllı, kocaman götüyle.
O an, "nihayet bitti" dersin Perihan.
Ve/fakat
"nihayet bitti" dediğin anda aniden kendini yenileyen bu hüsran,
tutup kaldırırmış gibi yerden hiçliğini, bi' zırıltı ya da hiç gidilmemiş bir yerin kadraja güzel sığmış resimleri gibi koca bi' talan başlatır belleğinde.
(ve) Üşümüş ellerini alıp titreyen ellerinin içine, yeni bir gidişe hazırlar seni, o "nihayet bitti" denilecek anlar hiç tükenmesin diye...
İşte böyle Perihan, herkesin Mariası kendine Pudermiş anladım. Ve tamam itiraf ediyorum; ben ne zaman rakının bokunu çıkarsam önüme gelene Perihan diye sarılıyorum, ama Allah belâmı versin ki Perihan kimdir, necidir inan hiç bilmiyorum. Bir de ben nasıl böyle eşiğe sıçıp kaçan kediden bile bi' hüzün çıkaracak manyak oldum, bir türlü anlamıyorum.
Son olarak; Pavase iyi demiş Perihan;
sırf siktiri çekip gidebilmenin tadına varmak için de olsa "herkesin bir evi olmalıdır" ve güneş göğün sahnesinden çekilip gidince her gece, yağmur yağmalıdır şehirlere; sırf herkes boşaltıp sokakları evinde geberebilsin diye,
yağmur yağmalıdır bizim gibi çulsuzların üzerine...
4.01.2010
Öyle bir hayat yaşıyorumki
Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki ' söz ver kendine '
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundandı
Anladım...
Nietzsche
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki ' söz ver kendine '
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundandı
Anladım...
Nietzsche
4.11.2009
ǝuoƃ puɐ dn
Staring at the white above
Can't tell if I'm alive or am I dead
Or is it in my head?
Where'd I go wrong
Staring at the white above
One day I closed my eyes and here I am
A cold, unhappy man
I've come to realize the life I have I hate
The pulse I need is slowly fading
Until I've lost it all
I've been waiting for an inspiration
For a chance I never got to take
Before it's much too late
Where'd I go wrong
Where's the boy that used to run?
Could it be he's up and gone away?
He seems so far away
And all the things I could have done
Could it be they've up and gone away?
They seem so far away
It feels as if the boy in me
Has left and been replaced with a cheap and bitter
Imposter of myself
I must find the one that used to be
Approach him slow, don't be afraid to say
"Can he come out and play?"
Where'd I go wrong
Where's the boy that used to run?
Could it be he's up and gone away?
He seems so far away
And all the things I could have done
Could it be they've up and gone away?
They seem so far away
Staring at the sky above
I've found a chance I'm finally going to take
I've learned from my mistakes
Where'd I go wrong
Where's the boy that used to run?
Could it be he's up and gone away?
He seems so far away
And all the things I could have done
Could it be they've up and gone away?
They seem so far away
Güzelmiş bu..bi yere not ettim hemen.
Can't tell if I'm alive or am I dead
Or is it in my head?
Where'd I go wrong
Staring at the white above
One day I closed my eyes and here I am
A cold, unhappy man
I've come to realize the life I have I hate
The pulse I need is slowly fading
Until I've lost it all
I've been waiting for an inspiration
For a chance I never got to take
Before it's much too late
Where'd I go wrong
Where's the boy that used to run?
Could it be he's up and gone away?
He seems so far away
And all the things I could have done
Could it be they've up and gone away?
They seem so far away
It feels as if the boy in me
Has left and been replaced with a cheap and bitter
Imposter of myself
I must find the one that used to be
Approach him slow, don't be afraid to say
"Can he come out and play?"
Where'd I go wrong
Where's the boy that used to run?
Could it be he's up and gone away?
He seems so far away
And all the things I could have done
Could it be they've up and gone away?
They seem so far away
Staring at the sky above
I've found a chance I'm finally going to take
I've learned from my mistakes
Where'd I go wrong
Where's the boy that used to run?
Could it be he's up and gone away?
He seems so far away
And all the things I could have done
Could it be they've up and gone away?
They seem so far away
Güzelmiş bu..bi yere not ettim hemen.
11.10.2009
Bir torba çivi
Babası oğluna bir torba civi verir ve ona cok sinirlenip,kontrolünü
kaybettiğinde ceviz sandığının üzerine bir civi cakmasını söyler.Birinci
gün cocuk sandığın üzerine 37 civi cakar.Günler gectikce cocuk sabırlı
davranmaya ve daha az civi cakmaya başlar.Haftalar gecince kendini kontrol
etmesinin, sandığa civi cakmaktan daha kolay olduğunun farkına varır.Her
civi cakmadığı günün sonunda durumu babasına bildirir.
Bu defa baba oğlunun,öfkesine yenik düşmeyi başardığı her günün sonunda
sandıktan bir çivi sökmesini ister.Aradan haftalar gecer,çocuk artık
sabırlı davranmayı öğrenmiştir.Sandıktaki civiler bire birer yerinden
sökülür ve cocuk son civiyi söktüğü gün,sandığı göstermek üzere babasını
çağırır.
Babası oğluna bakar ve şöyle söyler: Bak oğlum,çok çalıştın ve artık
kendini kontrol etmeği öğrendin.Fakat şu sandığın üzerindeki deliklere
bir bak,o delikler hiçbir zaman kapanmayacak ve sandık hiçbir zaman eskisi
gibi olmayacak.Bizler kontrolümüzü kaybedip,öfkemize yenik düştüğümüzde
işte böyle onulmaz yaralar açarız.
Ne kadar özür dilersek dileyelim,o yara daima orada kalır.Sözlerde
fiziksel saldırı kadar,hatta belki de daha çok yaralayabilir insanları.Oysa
arkadaşlarımız ve ayrıca tüm hayatı paylaştıgımız insanlar bizim
mutluluğumuzdur.Bizi güldürürler,başarı için cesaretlandirirler,bize
hep kulak verirler ve kalplerini açmaya her zaman
hazırdırlar.Kendini kontrol etmeyi başarmanı neden istediğimi şimdi
anladın mı?
SOKRATES.
kaybettiğinde ceviz sandığının üzerine bir civi cakmasını söyler.Birinci
gün cocuk sandığın üzerine 37 civi cakar.Günler gectikce cocuk sabırlı
davranmaya ve daha az civi cakmaya başlar.Haftalar gecince kendini kontrol
etmesinin, sandığa civi cakmaktan daha kolay olduğunun farkına varır.Her
civi cakmadığı günün sonunda durumu babasına bildirir.
Bu defa baba oğlunun,öfkesine yenik düşmeyi başardığı her günün sonunda
sandıktan bir çivi sökmesini ister.Aradan haftalar gecer,çocuk artık
sabırlı davranmayı öğrenmiştir.Sandıktaki civiler bire birer yerinden
sökülür ve cocuk son civiyi söktüğü gün,sandığı göstermek üzere babasını
çağırır.
Babası oğluna bakar ve şöyle söyler: Bak oğlum,çok çalıştın ve artık
kendini kontrol etmeği öğrendin.Fakat şu sandığın üzerindeki deliklere
bir bak,o delikler hiçbir zaman kapanmayacak ve sandık hiçbir zaman eskisi
gibi olmayacak.Bizler kontrolümüzü kaybedip,öfkemize yenik düştüğümüzde
işte böyle onulmaz yaralar açarız.
Ne kadar özür dilersek dileyelim,o yara daima orada kalır.Sözlerde
fiziksel saldırı kadar,hatta belki de daha çok yaralayabilir insanları.Oysa
arkadaşlarımız ve ayrıca tüm hayatı paylaştıgımız insanlar bizim
mutluluğumuzdur.Bizi güldürürler,başarı için cesaretlandirirler,bize
hep kulak verirler ve kalplerini açmaya her zaman
hazırdırlar.Kendini kontrol etmeyi başarmanı neden istediğimi şimdi
anladın mı?
SOKRATES.
8.06.2009
Online Rubik Küp?
Daha elime alıp ta bir kere bile yapmışlığım olmayan bir şeyin bir de online versiyonunu görmek?
7.06.2009
Ucuz
Plastik hayaller kemirdin kovuğunda....Oltanın ucuna yalancı yemler taktı uzaklarda bir balıkçı.Açtın ama susuzluğunu unuttun açlığının derdine düşerken.Her attığın adım geriye götürürken içinde sakladığın çocuğa derinden küfürler ettin.Yalnızlıktan korkmadın ta ki yalnızlık bile senden korkup kaçana dek.Yalancı aşkların buluşma yeri oldun filizlenmemiş ağaçların gölgesinde.Duvarlarını yıkmasınlar istedin seni yalnızlığa iten duvarlar.Kuşandın kılıcını koşturmak için ucuz kahramanlıklar peşinde.Oysa hayat bir hikaye değil, kimse de kendi hayatının kahramanı değildi.Vitrini ışıl ışıl dükkanlara özendin belki, belli kimselere hitap ettin.Halbuki senden çok daha ucuza da satın alınabiliyordu hayatlar.Kiralık cümleler kurdun, ödünç hayatlar yaşadın, sürü içinde kendine taç takılmış sandın.Soluduğun aynı hava, sıçtığın aynı boktu.Biriktirdiğin kelimelerden kurabildiğin cümleler yoktu.Bir tükürsen rüzgara karşı senden başka yüzüne yiyecek yoktu herkes sırtını vermişti rüzgara.İnatla, hırsla, azimle verdin olmayan savaşını olmayan haklarının.Bir de görebilseydin sınırlarını içinde boğulduğun yasaklarının.
İlaç gibi
Şimdi mevzubahis sitemiz File2HD oldukça basit bir arayüze sahip ama kullanışlılık açısından harika bir site.Peki nedir olay? Mesela albümünü veya herhangi bir şarkısını indiremediğiniz, sadece belli sitelerden şarkılarını dinleyebildiğiniz biri veya bir grup var.Hemen giriyoruz boş kutuya o adresi ( mesela myspace.com) ve tataaaam işte mp3ler karşınızda....Üstelik standart ve high quality seçenekleri ile beraber yeniyor. Afiyet olsun. 
Aynı işi yapan sürüsüyle program var ama bir çoğu ya çalışmıyor ya da sorun çıkarıyor.Sadece müzik değil diğer başlıklarda da siteyi kullanmak mümkün tabi o da bonus güzellik.

Aynı işi yapan sürüsüyle program var ama bir çoğu ya çalışmıyor ya da sorun çıkarıyor.Sadece müzik değil diğer başlıklarda da siteyi kullanmak mümkün tabi o da bonus güzellik.
My Schizophrenic Brain
SƩλ9iɥiɥ MȁTƩmȁTi9i
Üçgen gibi değildir iki kişiliktir daha çok
Kapsadığı alan yalnızlığına eşittir içinde
Mutluluğu çarpıp hüzünleri çıkarırsın
Paylaşır hayatı bölersin umutlara
Katlanır özlemler uzadıkça ayrılık
Köşesi olmayan bir çemberdir dönüp dolaşır
Aynı yere varırsın
Bulutlara yükseltir adamı ayakları yerden kesmeyi bırak
Katettiğin yol sonsuza giderken
Hangi açıdan baksan
Çözülmez görünür
problemleri aşkın.
Kapsadığı alan yalnızlığına eşittir içinde
Mutluluğu çarpıp hüzünleri çıkarırsın
Paylaşır hayatı bölersin umutlara
Katlanır özlemler uzadıkça ayrılık
Köşesi olmayan bir çemberdir dönüp dolaşır
Aynı yere varırsın
Bulutlara yükseltir adamı ayakları yerden kesmeyi bırak
Katettiğin yol sonsuza giderken
Hangi açıdan baksan
Çözülmez görünür
problemleri aşkın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
